October 2010
26 posts
hava fişek vs. canlı bomba
29 ekim’de havai fişekler atılırken sesinin korkutmadığını, sadece yüksek olduğu için rahatsız ettiğini konuşuyorduk. bi an durduk düşündük gazze’de olsan ya da başka biyerde bu ses sana neler yapar, neler hissettirir, belki de sesi duyduğun an yere yatman ya da saklanman gerekir. bundan 2 gün sonra bugün, biraz önce duyduğum gerçekten bomba sesiydi, gazze’den değil taksim...
zaman kendin çalıp kendin oynama zamanı
– hayat da öyle
bi türlü uykun gelmediği için uyuyamıyosan adı imsomnia, çok uykun geldiği halde...
– yani en azından bence
değişik bişey olmasını bekleyip devamlı refresh tuşuna basmak çok salakça diil mi bi o kadar da çaresiz.
—-altı üstü bi tuş çok şey beklememek lazım..
fix me
uzun uzun cümleler kurmayı oldum olası sevmedim, bi dönem geldi ki konuşmaya konuşmaya cümle kurmayı unuttum ama sonra düzeldim çok değil yakın bi zaman önce hem de
yarım
hiçbişeyi tamamlayamamak, bi sürü bi sürü şeyden biraz biraz almak, yaptığın herşeyi yarım bırakmak, yarım kalmak
yağmur, fırtına, battaniye, uyku, düş birleştirin bu kelimeleri bakalım nası bi...
– battaniye altı havası
1 tag
isteyip de yapamadığımız şeyler için üzülüyoruz ya ne saçma aslında yapamasan da...
– yani en azından ben öyle düşünüyorum
yavaşlamak, ağırlaşmak, ağır ağır yaşamak istiyorum
– çok hem de
seni deli mi sikti, diye sorarlar adama: Bolluk... →
delimisikti:
Eve dönerken yolda bir duvar yazısı gördüm çok hoşuma gitti: “Bolluk günleriniz sona erecek”
Bir kedi, saatlerce gazoz kapağıyla sıkılmadan oynayabilir. Bir yaşındaki bir çocuk da… Ama siz sıkılırsınız, ve fakat bu sizin onlardan daha yüksek zevklere sahip, daha zeki, daha nitelikli olduğunuzu…
reblog etmeden edemedim hislerime tercuman olmus ne diyim
3 sayfa kalmış takvimde gitti bi sene...
the road to happiness...miş
hani “i want to ride my bicycle” demiştim ya vazgeçtim ondan, “i” olmak istemiyorum, “my bicycle” olsun da istemiyorum ben bu vespanın arkasında böyle oturup boş boş dolaşmak istiyorum o kadar